Balkon Alanını Değerlendirme
Oturduğum dairenin balkonu 3,5 metreye 1,2 metre. Yani uzun ve dar; iki kişi yan yana oturduğunda biri kalkmak isterse diğerinin dizlerini çekmesi gerekiyor. Taşındığım ilk yıl bu alanı çamaşır kurutma ve kışlık lastik deposu olarak kullandım. İkinci yılın baharında bir sabah kahvemi orada içmeye çalıştım, elimde fincan ayakta dikilirken şunu düşündüm: burası aslında evin en güzel odası olabilir, ben onu ambar yapmışım.
O günden sonra üç kez baştan kurdum balkonu. Her seferinde bir şey öğrendim, bir şey de attım. Anlatacaklarım o denemelerin özeti.
Asıl sorun alan darlığı değil, alanın tanımsız olması
Balkon dekorasyonu dış alan meselesinde insanların çoğu metrekareyi suçluyor. Bence gerçek problem başka: balkona bir görev vermemiş oluyoruz. Salonun görevi belli, mutfağın belli, ama balkon "her şey" olmaya çalışıyor. Hem kahve içilecek, hem çamaşır kurutulacak, hem çocuk oyuncakları duracak, hem de bitkiler yaşayacak. Bu dört işlevi 4 metrekareye sığdırmak istediğinizde ortaya işlevsiz bir kalabalık çıkıyor.
Bende işleyen yöntem şu oldu: balkona tek bir ana görev, en fazla bir yardımcı görev verdim. Ana görev "iki kişilik kahve ve akşam oturması", yardımcı görev "yeşillik". Çamaşır kurutmayı katlanır bir askıyla akşam saatlerine taşıdım, kışlık lastikleri de depoya götürdüm. Alan büyümedi, ama iki katı büyük hissettirmeye başladı.
Ölçmeden hiçbir şey almayın
İkinci denememde göz kararıyla bir bistro takımı aldım, masa balkona sığdı ama kapı tam açılmıyordu. Şimdi kural olarak şunu yapıyorum: balkon zeminine maskeleme bandıyla mobilyanın gerçek ölçüsünü çiziyorum, iki gün üzerinden geçip yaşıyorum. Geçiş için en az 45-50 santim boş koridor kalması gerekiyor, aksi halde her oturuşta bir yeri çarpıyorsunuz. Dar alanlarda mobilya yerleşimi konusunda sitede ayrı bir yazı var, balkon için de aynı mantık geçerli.
Zemin seçenekleri: üç yolu da denedim
Ham beton veya soluk seramik, balkonu anında "yaşam alanı" olmaktan çıkarıyor. Zemini değiştirmek en çok geri dönüş veren müdahale oldu bende. Denediğim üç seçeneği karşılaştırayım:
| Seçenek | Maliyet | Uygulama | Dayanıklılık | Kimin için uygun |
|---|---|---|---|---|
| Klik sistem ahşap/kompozit karo | Orta | Kendiniz döşersiniz, kesim gerekir | Kompozit birkaç yıl sorunsuz; doğal ahşap yıllık yağ ister | Kalıcı çözüm isteyen, kiracı da olsa sökebilecek olan |
| Dış mekân halısı / plastik dokuma kilim | Düşük | Serip bırakıyorsunuz | Altında nem tutarsa küflenir, ara ara kaldırmak şart | Hızlı ve geri dönüşü olan değişiklik arayan |
| Suni çim | Düşük-orta | Kolay, tek parça kesim | Güneşte solar, tozu içine hapseder | Çocuklu evler, oyun alanı kurulacak balkonlar |
Ben klik karoda karar kıldım ama şunu söyleyeyim: karoların altını yılda bir kez süpürmeyi göze alamayacaksanız almayın. Toz ve yaprak parçaları altta birikiyor, saksı suyu da eklenince koku yapıyor.
Oturma düzeni: masa mı, sedir mi?
Dar balkonda klasik masa-sandalye takımı yerine duvara paralel sedir mantığı çok daha verimli. Bir yıl boyunca iki katlanır sandalye ve yuvarlak bir masa kullandım; her oturmada sandalyeleri açıp kapamak yorucu geldi. Sonra 40 santim derinliğinde, altı sandık olan ahşap bir bank yaptırdım. Şimdi hem oturuyoruz hem minderler, mumlar, örtüler içinde saklanıyor. Önüne de 30 santim genişliğinde katlanır bir askı masa taktım duvara; kahve fincanı, tabak, kitap için yeterli.
- Derinlik 40-45 cm: Rahat oturmanın alt sınırı. Daha azı bel desteği vermiyor.
- Minder kalınlığı en az 6 cm: Ahşap bank kalın minder olmadan yarım saatte sıkıcı hale geliyor.
- Kumaş dış mekân olsun: İç mekân döşemelik kumaş nemi çekip küfleniyor, ben iki mindere bu yüzden veda ettim.
Aydınlatma: balkonu akşam kullanılabilir yapan tek şey
Balkonun tepesindeki o beyaz ışıklı ampulle kimse akşam oturmak istemiyor, çünkü ışık dik geliyor ve sizi vitrindeki manken gibi gösteriyor. Ben tavan armatürünü hiç açmıyorum artık. Yerine üç katmanlı bir düzen kurdum: korkuluk boyunca dizili sıcak beyaz ip ışık, bankın yanında pilli bir fener, masada da yerine göre gerçek mum. Ampul rengi 2700 K civarında olsun; aydınlatma seçimi yazısında anlattığım kural burada da aynı şekilde işliyor, sadece armatürlerin dış mekân uyumlu olmasına dikkat etmek gerekiyor.
Yeşillik, gizlilik ve rüzgâr
Bitki kısmında en büyük hatam yere saksı dizmek oldu; yürüme alanını yiyorlar. Şimdi dikey düşünüyorum: korkuluğa asma saksılar, duvara üç katlı bir raf, bir de köşede tek büyük saksıda uzayan bir bitki. Yere sadece o büyük saksı değiyor. Evde bitki dekorasyonu yazısındaki bakım mantığı geçerli ama balkonda ek bir değişken var: rüzgâr. Yüksek katta hafif plastik saksılar uçuyor, ben tabanına birer taş koyuyorum.
Komşu balkonundan gelen bakışlar için kamış hasır paravan denedim, bir sezonda dağıldı. İkinci denemede korkuluğa gerilen dokuma balkon brandası çok daha iyi sonuç verdi; hem rüzgârı kırıyor hem toz ge